Dr. Hakan Özkul, 2014 yılında yapılan yasal düzenleme ile birlikte fitoterapinin artık Türkiye’de resmî olarak kabul edilen bir tıbbi tedavi yöntemi haline geldiğini anlattı. Bu düzenleme sayesinde fitoterapi, yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından eğitimini ve sertifikasını tamamlamış hekimler tarafından uygulanabiliyor.
Özkul’a göre fitoterapi, “alternatif tıp” değil, “tamamlayıcı tıp”tır. Yani hastaların mevcut tedavilerini bırakmadan, onlara destek olarak uygulanması gereken bir yöntemdir. Fitoterapi, hem hastalıklara karşı koruyucu etki sağlar hem de tedavi sürecinde hastanın iyileşmesini destekler.
Programda Dr. Hakan Özkul, fitoterapinin hangi hastalıklarda kullanılabileceği konusunda da önemli bilgiler verdi. Kanser, fitoterapinin en çok fayda sağladığı alanlardan biri. Bu tedavi yöntemi, hem hastalığın önlenmesinde hem de tedavi sırasında bağışıklığın güçlendirilmesinde önemli rol oynuyor. Ayrıca hastalık sonrası dönemde, nüksü (tekrarlamayı) önlemede de etkili.
Bir diğer önemli kullanım alanı ise kısırlık (infertilite). Günümüzde çiftlerin yaklaşık yüzde 20’si bu sorunla karşılaşıyor. Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülen kısırlık vakalarında, bitkisel tedavi protokolleriyle yumurta ve sperm kalitesi artırılabiliyor.
Dr. Özkul, fitoterapinin yalnızca bu iki hastalıkla sınırlı olmadığını; kronik hastalıklar, özellikle şeker hastalığı, kalp-damar rahatsızlıkları, romatizma, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar gibi birçok alanda da bilimsel olarak desteklendiğini vurguladı.
Bitkilerden elde edilen etken maddelerin, kan dolaşımını destekleyerek, iltihaplanmayı azaltarak ve hücre yenilenmesini hızlandırarak geniş bir iyileştirici etki alanı sunduğunu belirtti.
Tarih boyunca kullanılan bu yöntem, artık modern tıbbın içinde bilimsel standartlarla uygulanıyor. Dr. Hakan Özkul’un da belirttiği gibi, “Fitoterapi bir gelenek değil, bir bilimdir. Hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde modern tıbbın yanında yer alan güçlü bir destek sistemidir.