Kolon Kanseri: Belirtileri, Tedavisi ve Fitoterapi Yaklaşımı
Kolon kanseri, kalın bağırsağın kolon adı verilen bölümündeki hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hastalık çoğu zaman bağırsak duvarında gelişen ve “polip” olarak adlandırılan oluşumlardan başlayabilir.
Kolon kanserini birçok kanser türünden ayıran önemli özelliklerden biri, bazı kanser öncüsü poliplerin kolonoskopi sırasında tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Böylece yalnızca erken teşhis değil, belirli vakalarda kanser gelişmeden önce önlem alınması da mümkün olabilir.
Kolon kanserinin tedavisi; hastalığın evresine, tümörün bağırsaktaki konumuna, moleküler özelliklerine, başka organlara yayılıp yayılmadığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır.
Fitoterapi tedavisi ise standart kanser tedavilerinin yerine kullanılan bir yöntem değildir. Uygun hastalarda; kullanılan ilaçlar, ameliyat süreci, kemoterapi programı, organ fonksiyonları ve olası bitki-ilaç etkileşimleri dikkate alınarak hekim kontrolünde değerlendirilmelidir.
Kolon Kanseri Nedir?
Kalın bağırsak; kolon ve rektum olmak üzere iki temel bölümden oluşur. Kolon, ince bağırsaktan gelen sindirim artıklarındaki suyun emildiği ve dışkının şekillendiği bölümdür.
Kolon kanseri, bu bölümün iç yüzeyini kaplayan hücrelerde başlar. Kolon kanserlerinin büyük bölümü bez yapısından gelişen adenokarsinomlardır.
Kolonun farklı bölümlerinde kanser gelişebilir:
- Çekum
- Çıkan kolon
- Transvers kolon
- İnen kolon
- Sigmoid kolon
Tümörün bulunduğu bölge; ortaya çıkan belirtileri, uygulanacak ameliyatın kapsamını ve bazı biyolojik özellikleri etkileyebilir.
Kolon Kanseri ile Rektum Kanseri Aynı Hastalık mıdır?
Kolon ve rektum kanserleri sıklıkla “kolorektal kanser” adı altında birlikte anılır. Ancak bu iki hastalığın tedavi planları her zaman aynı değildir.
Kolon kanserinde cerrahi ve gerektiğinde ameliyat sonrası kemoterapi temel yaklaşımlar arasındadır. Rektum kanserinde ise tümörün konumuna ve evresine bağlı olarak ameliyat öncesinde radyoterapi ve kemoterapi daha sık gündeme gelebilir.
Bu nedenle tümörün kalın bağırsağın hangi bölümünden kaynaklandığının doğru biçimde belirlenmesi önemlidir.
Kolon Kanseri Nasıl Oluşur?
Kolon kanseri genellikle bir anda gelişmez. Normal bağırsak hücrelerinde zaman içinde meydana gelen genetik ve epigenetik değişiklikler, hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasına neden olabilir.
Bazı vakalarda süreç şu şekilde ilerleyebilir:
- Bağırsak duvarında polip oluşur.
- Polip hücrelerinde zamanla yeni değişiklikler gelişir.
- Polip kanser öncüsü bir yapıya dönüşebilir.
- Hücreler bağırsak duvarının derin tabakalarına ilerleyebilir.
- Kanser lenf bezlerine veya uzak organlara yayılabilir.
Her polip kansere dönüşmez. Ancak özellikle adenomatöz polipler ve bazı büyük veya hücresel açıdan ileri özellikler taşıyan polipler yakından değerlendirilmelidir.
Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, şüpheli poliplerin yalnızca görüntülenmesine değil, işlem sırasında çıkarılmasına da imkân vermesidir.
Kolon Kanserinin Belirtileri Nelerdir?
Kolon kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle herhangi bir şikâyeti bulunmayan kişilerin de yaş ve risk durumuna uygun taramalara katılması önemlidir.
Görülebilecek belirtiler şunlardır:
- Dışkıda kan görülmesi
- Tuvalet alışkanlıklarında değişiklik
- Uzun süren kabızlık veya ishal
- Dışkının şeklinde incelme
- Bağırsakların tam boşalmadığı hissi
- Karın ağrısı veya kramplar
- Şişkinlik ve gaz
- Açıklanamayan kilo kaybı
- İştahsızlık
- Halsizlik ve çabuk yorulma
- Demir eksikliği anemisi
- Bulantı veya kusma
- Bağırsak tıkanıklığına bağlı dışkı ve gaz çıkaramama
Bu belirtiler hemoroid, bağırsak enfeksiyonları, irritabl bağırsak sendromu veya iltihabi bağırsak hastalıkları gibi farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Belirtilerin uzun sürmesi veya dışkıda kan, kilo kaybı ve kansızlıkla birlikte görülmesi durumunda tıbbi değerlendirme gerekir.
Genç Yaşta Kolon Kanseri Görülebilir mi?
Kolon kanseri riski yaşla birlikte artsa da hastalık yalnızca ileri yaşlarda görülmez. Dünya Sağlık Örgütü, bazı ülkelerde genç yetişkinlerde kolorektal kanser vakalarının arttığına dikkat çekmektedir.
Özellikle genç yetişkinlerde şu belirtiler ihmal edilmemelidir:
- Rektal kanama
- Sürekli karın ağrısı
- Uzun süren ishal
- Açıklanamayan demir eksikliği anemisi
Bu belirtilerden birinin bulunması kişinin kesin olarak kolon kanseri olduğu anlamına gelmez. Ancak şikâyetlerin devam etmesi durumunda yalnızca yaşın genç olması gerekçe gösterilerek inceleme ertelenmemelidir.
Kolon Kanserinin Risk Faktörleri
Kolon kanserinin tek bir nedeni bulunmamaktadır. Hastalığın gelişiminde genetik yatkınlık, yaşam tarzı, yaş ve bazı bağırsak hastalıkları birlikte rol oynayabilir.
Risk faktörleri arasında şunlar yer alır:
- İleri yaş
- Birinci derece akrabalarda kolon veya rektum kanseri
- Daha önce kolon polipi tespit edilmesi
- Daha önce kolorektal kanser geçirilmesi
- Lynch sendromu
- Ailesel adenomatöz polipozis
- Uzun süreli ülseratif kolit
- Crohn hastalığının kolonu tutması
- Sigara kullanımı
- Aşırı alkol tüketimi
- Hareketsiz yaşam
- Obezite
- İşlenmiş etlerin yoğun tüketimi
- Liften fakir beslenme düzeni
Risk faktörü bulunması kişinin mutlaka kolon kanseri olacağı anlamına gelmez. Risk faktörü olmayan kişilerde de hastalık gelişebilir.
Kolon Kanseri Kalıtsal Olabilir mi?
Kolon kanserlerinin bir bölümü kalıtsal gen değişiklikleriyle ilişkilidir.
Lynch sendromu
Lynch sendromu, DNA’da meydana gelen hataların onarılmasını sağlayan bazı genlerdeki kalıtsal değişikliklerden kaynaklanır. Bu kişilerde kolon kanseri daha genç yaşlarda gelişebilir. Rahim, yumurtalık, mide ve bazı diğer kanserlerin riski de artabilir.
Ailesel adenomatöz polipozis
Ailesel adenomatöz polipozis hastalarında kalın bağırsakta çok sayıda polip gelişebilir. Tedavi ve takip yapılmadığında kolon kanseri riski belirgin biçimde artar.
Ailede genç yaşta kolon kanseri, birden fazla kişide kolorektal kanser veya aynı kişide birden fazla kanser öyküsü bulunması durumunda genetik danışmanlık gündeme gelebilir.
Kolon Kanseri Taraması Neden Önemlidir?
Kolon kanseri taraması, henüz belirti oluşmadan kanserin veya kanser öncüsü poliplerin tespit edilmesini amaçlar.
Tarama sayesinde:
- Dışkıda gözle görülmeyen kan tespit edilebilir.
- Bağırsaktaki polipler belirlenebilir.
- Şüpheli dokulardan biyopsi alınabilir.
- Bazı polipler kolonoskopi sırasında çıkarılabilir.
- Kanser daha erken evrede yakalanabilir.
Türkiye’de yürütülen ulusal program kapsamında 50–70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanması, ayrıca belirlenen aralıklarla kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Güncel uygulamanın kişinin yaşı ve risk durumuna göre aile hekimi veya ilgili sağlık kuruluşundan öğrenilmesi gerekir.
Bazı uluslararası sağlık kuruluşları ise ortalama risk grubunda düzenli taramaların 45 yaşından itibaren başlatılmasını önermektedir. Aile öyküsü veya kalıtsal risk bulunan kişilerde tarama daha erken yaşta başlayabilir.
Gaitada Gizli Kan Testi Pozitif Çıkarsa Ne Olur?
Gaitada gizli kan testinin pozitif çıkması, kişinin kesin olarak kolon kanseri olduğu anlamına gelmez.
Kanamaya şu durumlar da neden olabilir:
- Polipler
- Hemoroid
- Bağırsak iltihabı
- Divertikül
- Diğer sindirim sistemi hastalıkları
Ancak pozitif sonuç mutlaka ileri değerlendirme gerektirir. Hastalar çoğunlukla kolonoskopi yapılması amacıyla ilgili sağlık kuruluşuna yönlendirilir.
Kolon Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?
Kolon kanseri şüphesinde hastanın belirtileri, aile öyküsü, daha önce geçirdiği hastalıklar ve kullandığı ilaçlar değerlendirilir.
Tanı sürecinde şu yöntemler kullanılabilir:
Kolonoskopi
Ucunda kamera bulunan esnek bir cihazla kalın bağırsağın incelenmesidir. Şüpheli dokulardan biyopsi alınabilir ve bazı polipler işlem sırasında çıkarılabilir.
Patolojik inceleme
Kesin tanı için alınan dokunun mikroskop altında incelenmesi gerekir. Tümörün tipi, hücresel özellikleri ve bazı risk göstergeleri patoloji raporunda belirtilir.
Görüntüleme yöntemleri
Hastalığın bağırsak duvarındaki yayılımını ve başka organlara sıçrayıp sıçramadığını değerlendirmek için bilgisayarlı tomografi, MR ve gerekli durumlarda diğer görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Kan testleri
Kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyonları gibi testler hastanın genel durumunu değerlendirmeye yardımcı olur.
CEA adı verilen tümör belirteci bazı hastalarda tedavi sonrası takipte kullanılabilir. Ancak CEA tek başına kolon kanseri taraması veya kesin tanı testi değildir.
Kolon Kanserinin Evreleri
Kolon kanseri, tümörün bağırsak duvarında ne kadar ilerlediği, lenf bezlerine ulaşıp ulaşmadığı ve uzak organ yayılımı bulunup bulunmadığına göre evrelendirilir.
Evre 0
Kanser hücreleri bağırsağın en yüzeysel tabakasındadır.
Evre I
Tümör bağırsak duvarının daha derin katmanlarına ilerlemiştir ancak lenf bezlerine yayılmamıştır.
Evre II
Tümör bağırsak duvarını aşmış veya çevre dokulara ilerlemiş olabilir. Bölgesel lenf bezlerinde kanser saptanmaz.
Evre III
Kanser yakın lenf bezlerine yayılmıştır.
Evre IV
Kanser karaciğer, akciğer, karın zarı veya başka uzak organlara yayılmıştır.
Evre tek başına yeterli değildir. Tedavi planında tümörün moleküler özellikleri, ameliyatla çıkarılabilirliği ve hastanın genel sağlık durumu da değerlendirilir.
Kolon Kanseri Tedavi Edilebilir mi?
Kolon kanseri, özellikle erken evrede tespit edildiğinde tedavi edilebilen kanser türlerinden biridir.
Erken evrede amaç hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. İleri evrede ise tedavi hedefi hastalığın yayılımına ve ameliyatla çıkarılabilirliğine göre değişebilir.
Bazı sınırlı metastatik vakalarda, örneğin hastalığın yalnızca karaciğerdeki belirli bölgelere yayıldığı uygun hastalarda, sistemik tedavilerle birlikte cerrahi veya bölgesel yöntemler değerlendirilebilir. Metastatik hastalığın her hastada aynı şekilde ilerlemediği ve tedavi kararının multidisipliner ekip tarafından verilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Kolon Kanserinin Tedavi Seçenekleri
Polip veya erken lezyonun çıkarılması
Çok erken dönemde tespit edilen bazı oluşumlar kolonoskopi sırasında çıkarılabilir.
Cerrahi tedavi
Lokalize kolon kanserinde temel tedavi yöntemidir. Tümörün bulunduğu bağırsak bölümü ve çevresindeki lenf bezleri çıkarılır. Bağırsağın sağlıklı uçları çoğu hastada yeniden birleştirilir.
Kemoterapi
Ameliyat sonrasında geride kalabilecek mikroskobik kanser hücrelerini hedeflemek amacıyla kullanılabilir.
Evre III kolon kanserinde ameliyat sonrası kemoterapi sıklıkla tedavi planının bir parçasıdır. Evre II hastalarda ise kemoterapi kararı tümörün risk özelliklerine göre verilir.
Metastatik hastalıkta kemoterapi, hastalığı kontrol etmek ve tümör yükünü azaltmak amacıyla uygulanabilir.
Hedefe yönelik tedaviler
Tümörde saptanan bazı moleküler değişikliklere göre özel ilaçlar kullanılabilir. Her hedefe yönelik ilaç her hasta için uygun değildir.
İmmünoterapi
Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasına yardımcı olan tedavilerdir. Özellikle MSI-H veya dMMR özelliği taşıyan bazı ileri evre kolon kanserlerinde önemli bir seçenek olabilir.
Bölgesel tedaviler
Karaciğer veya akciğer gibi organlardaki sınırlı metastazlarda cerrahi, ablasyon, radyoterapi veya başka bölgesel yöntemler seçilmiş hastalarda değerlendirilebilir.
Moleküler Testler Tedaviyi Nasıl Değiştirir?
Kolon kanseri artık yalnızca tümörün bağırsaktaki konumuna ve evresine göre değerlendirilmemektedir. Tümörün moleküler özellikleri de kullanılacak ilaçların belirlenmesinde önem taşır.
Özellikle ileri evre hastalıkta şu testler gündeme gelebilir:
- MSI ve MMR durumu
- KRAS ve NRAS değişiklikleri
- BRAF V600E mutasyonu
- HER2 artışı
- Seçilmiş hastalarda diğer moleküler incelemeler
Örneğin RAS durumu bazı anti-EGFR tedavilerinin uygunluğunu etkileyebilir. BRAF V600E değişikliği veya HER2 pozitifliği bulunan seçilmiş hastalarda farklı hedefe yönelik tedaviler gündeme gelebilir.
MSI-H veya dMMR özelliği taşıyan tümörlerde ise immünoterapi seçenekleri değerlendirilebilir.
Kolon Kanseri Neden Sıklıkla Karaciğere Yayılır?
Bağırsaklardan gelen kanın önemli bir bölümü portal ven sistemi üzerinden karaciğere ulaşır. Bu dolaşım bağlantısı nedeniyle kolon kanseri hücreleri karaciğere yayılabilir.
Karaciğer metastazı tespit edilmesi her hastada aynı tedavinin uygulanacağı anlamına gelmez.
Değerlendirmede:
- Metastazların sayısı
- Büyüklüğü
- Karaciğerdeki konumu
- Başka organlarda yayılım bulunup bulunmadığı
- Tümörün moleküler yapısı
- Tedaviye verilen yanıt
- Hastanın genel durumu
birlikte ele alınır.
Bazı hastalarda kemoterapi sonrası metastazların cerrahi olarak çıkarılması mümkün olabilir. Bazı hastalarda ise sistemik tedaviler veya farklı bölgesel yöntemler tercih edilebilir.
Kolon Kanserinde Fitoterapi Tedavisi Nedir?
Kolon kanserinde fitoterapi tedavisi; tıbbi bitkilerden elde edilen standardize içeriklerin hastanın tanısı, tedavi planı, kullandığı ilaçlar ve genel sağlık durumu dikkate alınarak hekim kontrolünde değerlendirilmesidir.
Fitoterapi:
- Aktardan rastgele bitki almak,
- İnternetten bulunan karışımları uygulamak,
- Başka bir hastanın kullandığı ürünü denemek,
- Kemoterapi yerine bitkisel ürün kullanmak,
- Doğal olduğu için her ürünün güvenli olduğunu düşünmek
değildir.
Bitkisel içeriklerin kolon kanseri hücreleri, hücresel çoğalma, inflamasyon ve farklı biyolojik mekanizmalar üzerindeki etkileri laboratuvar araştırmalarında incelenebilir. Ancak hücre kültüründe elde edilen bir sonuç, hastalarda tedavi başarısı veya iyileşme anlamına gelmez.
Bir bitkisel bileşenin klinik tedavinin parçası olabilmesi için güvenlik, doz, kalite, ilaç etkileşimi ve insan çalışmaları bakımından değerlendirilmesi gerekir.
Dr. Hakan Özkul’un Kolon Kanserinde Fitoterapi Tedavisi Yaklaşımı
Dr. Hakan Özkul’un yaklaşımında fitoterapi tedavisi, yalnızca hastalığın adına göre hazırlanan standart bir bitkisel ürün listesi değildir.
Her hasta için şu başlıklar ayrı ayrı değerlendirilir:
- Kolon kanserinin evresi
- Tümörün bağırsaktaki konumu
- Patoloji raporu
- Moleküler test sonuçları
- Ameliyat durumu
- Kemoterapi programı
- Hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi kullanımı
- Karaciğer ve böbrek fonksiyonları
- Kan değerleri
- Kullanılan ilaçlar ve takviyeler
- Bağırsak alışkanlıkları
- Beslenme durumu
- Kilo ve kas kaybı
- Eşlik eden hastalıklar
- Bitki-ilaç etkileşimi ihtimali
Bu değerlendirme sonucunda fitoterapi tedavisinin hastaya uygun olup olmadığı, hangi aşamada değerlendirilebileceği ve nasıl takip edileceği belirlenir.
Amaç, standart onkolojik tedavilerin yerine alternatif oluşturmak değil; kontrolsüz bitkisel ürün kullanımını önlemek ve uygun hastalarda bütüncül, kişiye özel bir yaklaşım geliştirmektir.
Fitoterapi Kemoterapiyle Birlikte Kullanılabilir mi?
Her bitkisel ürün kemoterapiyle birlikte güvenle kullanılamaz.
Bitkisel ürünler ve takviyeler:
- Kanser ilaçlarının emilimini değiştirebilir.
- İlaçların karaciğerde parçalanmasını etkileyebilir.
- İlacın kandaki düzeyini artırabilir veya azaltabilir.
- Kanama riskini yükseltebilir.
- Karaciğer veya böbrek üzerinde ek yük oluşturabilir.
- Tedavinin yan etkilerini artırabilir.
- Ameliyat ve anestezi sürecini etkileyebilir.
Bu nedenle hasta tarafından kullanılan tüm çaylar, ekstraktlar, vitaminler, takviyeler ve bitkisel ürünler hem onkoloji hekimine hem de fitoterapi değerlendirmesini yapan hekime bildirilmelidir.
Kolon Ameliyatından Sonra Fitoterapi Kullanılabilir mi?
Ameliyat sonrasında bağırsak hareketleri, sindirim düzeni ve kullanılan ilaçlar değişebilir. Bazı hastalarda geçici veya uzun süreli ishal, kabızlık, gaz ve beslenme güçlüğü görülebilir.
Fitoterapi ürünü kullanılmadan önce:
- Bağırsakların çalışmaya başlaması
- Cerrahi iyileşme
- Kanama riski
- Kullanılan ağrı kesiciler
- Kan sulandırıcı ilaçlar
- Karaciğer ve böbrek fonksiyonları
- Planlanan kemoterapinin başlangıç tarihi
dikkate alınmalıdır.
Cerrahın ve onkoloji hekiminin bilgisi olmadan ameliyat öncesinde veya sonrasında bitkisel ürün kullanılmamalıdır.
Kolon Kanserinde Beslenme
Kolon kanseri tedavisi sırasında herkes için geçerli tek bir beslenme programı bulunmamaktadır.
Beslenme planı şu durumlara göre değişebilir:
- Tümörün bağırsaktaki konumu
- Ameliyatın kapsamı
- Stoma bulunup bulunmadığı
- İshal veya kabızlık
- Bağırsak tıkanıklığı riski
- Kilo kaybı
- Kemoterapi yan etkileri
- Hastanın günlük enerji ve protein ihtiyacı
Tedavi sırasında yetersiz beslenme, kas kaybı ve kilo kaybı hastanın genel durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle beslenme, gerektiğinde onkoloji alanında deneyimli bir diyetisyenle birlikte planlanmalıdır.
Değerlendirme Öncesinde Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Kolon kanseri tanısı bulunan bir kişinin fitoterapi tedavisi açısından değerlendirilmesi sırasında şu belgeler yararlı olabilir:
- Patoloji raporu
- Kolonoskopi sonucu
- Ameliyat raporu
- Evreleme bilgileri
- Tomografi, MR veya PET-BT sonuçları
- Moleküler test sonuçları
- Kemoterapi ilaçlarının isimleri
- Kullanılan hedefe yönelik ilaçlar
- Son kan tetkikleri
- Kullanılan ilaç ve takviyelerin listesi
- Onkoloji tedavi planı
Bu bilgiler, olası etkileşimlerin ve hastaya özel risklerin daha doğru değerlendirilmesine yardımcı olur.
Sık Sorulan Sorular
Kolon kanseri tamamen iyileşebilir mi?
Erken evrede tespit edilen kolon kanserinde hastalığın tamamen ortadan kaldırılması hedeflenebilir. İleri evrede tedavinin amacı ve başarı olasılığı; yayılım bölgelerine, tümörün biyolojik özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre değişir.
Kolon kanseri olmadan önce polip tespit edilebilir mi?
Evet. Bazı kanser öncüsü polipler kolonoskopiyle tespit edilerek çıkarılabilir. Bu nedenle tarama yalnızca erken teşhis değil, kanserin gelişmesini önleme açısından da önem taşır.
Dışkıda kan her zaman kolon kanseri midir?
Hayır. Hemoroid, polipler ve farklı bağırsak hastalıkları da kanamaya neden olabilir. Ancak dışkıda kan görülmesi değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.
CEA yüksekliği kolon kanseri anlamına gelir mi?
Hayır. CEA tek başına kolon kanseri tanısı koydurmaz ve tarama testi olarak kullanılmaz. Tanı ve takipte diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilir.
Kolon kanserinde herkese aynı fitoterapi protokolü uygulanır mı?
Hayır. Kanserin evresi, kullanılan ilaçlar, ameliyat durumu, moleküler özellikler ve organ fonksiyonları farklı olduğu için fitoterapi tedavisi kişiye özel değerlendirilmelidir.
Sonuç
Kolon kanseri, tarama yöntemleri sayesinde kanser öncüsü dönemde veya erken evrede tespit edilebilen önemli kanser türlerinden biridir.
Gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi, özellikle belirlenen yaş ve risk gruplarında ihmal edilmemelidir. Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında kalıcı değişiklik, açıklanamayan kansızlık ve kilo kaybı gibi belirtiler dikkate alınmalıdır.
Kolon kanseri tedavisinde cerrahi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi gibi yöntemler hastalığın evresi ve moleküler özelliklerine göre planlanır.
Fitoterapi tedavisi ise onkolojik tedavilerin yerine değil; hastanın kullandığı ilaçlar, organ fonksiyonları, beslenme durumu ve olası etkileşimler değerlendirilerek bütüncül yaklaşım kapsamında ele alınmalıdır.
Dr. Hakan Özkul’un fitoterapi yaklaşımında her hastanın klinik tablosu ayrı değerlendirilir. Böylece hastalığın adına göre standart ürün kullanmak yerine kişiye özel, hekim kontrollü ve takip edilebilir bir yaklaşım oluşturulması amaçlanır.